Ancak her gebelik tam kırkıncı haftada doğumla

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) SOLUNUM, NEFES EGZERSİZLERİ
Normal doğumda sancıların başlamasından bebeğin doğumuna kadar geçen sürede annenin doğru şekilde nefes alıp vermesi hem anne hem bebek için çeşitli faydalar sağlayacaktır. Annenin doğuma daha iyi konsantre olmasını ve doğum ağrıları ile kolayca başetmesini sağlayacaktır. Anneye ve bebeğe daha fazla oksijen sağlayacaktır. Uygun ıkınma teknikleri ile beraber uygulanan nefes teknikleri sancıların efektif kullanılmasını yani doğumun daha kolay ilerlemesini sağlayacaktır. Nefes egzersizlerini doğum başlamadan önce hamilelik süresince evde arada sırada alıştırmalar yaparak öğrenmek gerekir aksi taktirde ilk defa doğum sırasında uygulamaya çalışmak başarısızlıkla sonuçlanabilir. Bulunduğunuz şehirde varsa bu teknikleri öğrenebileceğiniz bir hamile eğitim sınıfına başvurmanız en iyisi olacaktır.

Nefes alma – verme tekniklerinde dikkat edilmesi gereken birinci husus nefesin burundan alınıp ağızdan verilmesidir. Nefes alıp verme çok hızlı olmamalıdır, normal hızda olmalıdır. Nefes alıp verme üç çekilde olabilir:
1- Göğüs solunumu, 2- Karın solunumu 3- Göğüs ve karın birlikte karışık solunum
Bu şekilde nefes alma tekniklerini kendi kendinize deneyerek basitçe öğrenebilirsiniz. Oturduğunuz yerde dik durarak veya yatağa sırt üstü uzanarak bu nefes tekniklerinin alıştırmasını yapabilrisiniz.
Göğüs solunumu yapmak için burnunuzdan nefes alırken göğsünüzü şişirmeye ve yükseltmeye çalışın sonra yavaşça ağzınızdan nefesinizi verin. Bu sırada karın bölgesi şişmemelidir, sadece göğüs genişlemelidir. Bu herkesin normalde de sıklıkla uyguladığı bir solunum tipidir, bu nedenle yapmakta zorlanılmamaktadır.
Karın solunumu genellikle daha zordur ancak alıştırmalar yaparak kolayca öğrenebilirsiniz. Bunu denemek için bir yere dik şekilde oturun ve burnunuzdan yavaşça nefes alın ancak bu sırada göğsünüz değil karnınız şişmelidir. Nefes alırken göğsünüzü kaldırmayın ve genişletmeyin sadece karnınızın öne doğru şişmesini sağlayın. Bunları anlamak için bir elinizi göğsünüze diğer elinizi karnınıza koyabilirsiniz. Göğsünüzdeki eliniz nefes alırken kımıldamamalı, karnınızdaki eliniz nefes alırken öne doğru ilerlemelidir.

Doğumda nefes alıp verme işlemlerini iki ayrı bölüme ayırabiliriz. Birincisi doğum ağrılarının başlamasından rahim ağzının tam açılmasına kadar olan bölüm (doğumun birinci evresi), ikincisi rahim ağzının tam açılmasından bebeğin çıkışına kadar olan bölüm (doğumun ikinci evresi). Bu iki evrede farklı şekilde nefes teknikleri uygulanır. İkinci evrenin başladığını yani rahim ağzının tam açıldığını siz kendiniz anlayamazsınız bunu size doktorunuz veya ebe söyleyecektir, bu evre başladığında nefes tekniği değişecek ve ıkınma teknikleri de eklenecektir. Rahim ağzı tam açılmadan önce yani ilk evrede ıkınma yapılmaz.

İlk sezaryenden sonra

Hamileliğin kaç haftalık, kaç günlük (kaç aylık) olduğunu hesaplarken son görülen adetin ilk günündeki tarihten itibaren hesaplanır. Son adete göre yapılan hesplamaya göre hamilelik ortalama 40 hafta yani 280 gün (9 ay 10 gün) sürer. Hamilelik haftanızı son adetinize göre otomatik hesaplamak için buraya tıklayın. Ancak her gebelik tam kırkıncı haftada doğumla sonuçlanmaz. Bazı gebeliklerde 1 veya en fazla 2 hafta kadar gecikme yaşanabilir, bu durumda doğum 41. – 42. haftaları bulabilir. Buna günü geçmek, geç doğum, günaşımı gibi isimler verilir. Bazı hanileliklerde ise ise 40 haftadan önce doğum başlayabilir. Normal doğumların büyük bir kısmı 37-40 hafta arasında gerçekleşir. Bu zaman aralığında gerçekleşmesi normaldir, tam 40 hafta olması gerekmez. Ancak 37 haftadan önce doğum gerçekleşmesine erken doğum (preterm) adı verilir.

Günümüzdeki sağlık hizmetlerine erişim imkanları

Doğum sayısı (parite): 20. gebelik haftasından sonra gerçekleşen canlı ve ölü doğumların toplamıdır. Normal veya sezaryen ile gerçekleşen doğumların hepsi dahildir buna. (Great-grand-multipar: 10 ve üzeri doğum yapanlar)
20. gebelik haftasından önceki gebelik sonlanmaları doğum değil düşük olarak adlandırılır. Bunlar doğum sayısına eklenmez.

Grand-multiparite yani çok fazla sayıda doğum yapmış olmak 5 veya daha fazla doğum yapmak anlamına gelir.

Fazla sayıda doğum yapmak ile gebelik ve doğuma ait bazı riskler arasındaki ilişki araştırmalarda her zaman tutarlı sonuçlar vermemiştir (kaynak). Tutarsızlığın sebeplerinden birisi doğum sayısı arttıkça anne yaşının da artmasıdır, anne yaşı arttıkça gebeliğe ait bazı riskler ilk gebelik dahi olsa artmaktadır. Araştırmaların bazıları anne yaşını yeterli derecede düzeltmemiştir. Bazı araştırmalarda ise sosyoekonomik düzey karışıklık yaratan faktör olmuştur, çok doğum yapanlarda sosyoekonomik düzeyin farklı olması sağlık hizmetine zamanında ve hızlı ulaşma gibi konularda farklılıklara sebep olabilir. Bazı araştırmalarda ise çok doğum yapanlarda risk saptanmaması veya düşük risk saptanması “çok doğum yapanların daha sağlıklı olması” ile açıklanmıştır (healthy person effect). Burada kastedilen şudur: İlk gebeliğinde problem yaşayan kadınlar genellikle çok doğum yapmaktan kaçınırlar; ancak ilk gebeliklerinde problem yaşamayanlar çok doğum yapma kararına daha yatkın olurlar. Bu nedenle fazla doğum yapanlar daha sağlıklı bir popülasyon oluştururlar (kaynak).

Araştırmaların çoğunda fazla sayıda doğum yapmak ile hipertansiyon (preeklampsi), gestasyonel diyabet, zor doğum, erken doğum, yeni doğan yoğun bakım gereksinimi ve perinatal ölüm arasındaki ilişki net ayırt edilememiştir.

Bazı araştırmalarda genç yaşta çok doğum yapanların ileri yaşta az sayıda doğum yapanlardan daha düşük riskte oldukları gösterilmiştir (kaynak). Bu tür araştırmalar doğum sayısından çok anne yaşının belirleyici faktör olduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak: Günümüzde araştırmaların çoğunluk kısmında ortak görüş birliği şu şekildedir: Eski yıllarda grand-multiparite gebelik ve doğumla ilgili risklerle ilişkili sanılırken günümüzde bu ilişkiye ait kanıtlar net değildir. Günümüzdeki sağlık hizmetlerine erişim imkanları ve bakım seviyesi de düşünüldüğünde çok fazla sayıda normal doğum yapmanın (5 veya daha fazla doğum) belirgin bir risk getirmediği düşünülmektedir (kaynak). Sezaryen geçiren hastalar bu genellemenin dışındadır ve her sezaryen doğumda risk daha da artmaktadır.